Gündüz Paralı

Gündüz Paralı

Osmanlı padişahlarının hacca gitmemesi


16 Eylül 2008 13:43
font boyutu küçülsün büyüsün


Saygıdeğer İlber Hocam,

Toplmumuzda Osmanlı Padişahlarımızla ilgili İslam dinimizin 5 şartından biri olan Hacca gitmek vazifesini Padişahlarımızın hiçbirinin yerine getirmediği ve yerine getirmemelerinin sebebi olarak çok değişik yorumlar yapılmakta.Konuyla alakalı en sağlıklı bilginin ve en sağlıklı yorumun sizde olacağı kanaatinde olduğumdan aynı soruyu size de yönelmek istiyorum.Hocam neden padişahlarımızın hiçbiri Hac vazifelerini yerine getirmemişlerdir, getirmedirmediler ise de bu kadar dini bütün yaşayan padişahlarımızın bu önemli din görevini nasıl olur da yerine getirmemişlerdir.

Saygılarımla








Bu haber 10,081 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (5)
  • Erdem Yükselen / 23 Eylül 2009 02:18

    Hac konusu

    Evet, Osmanlı padişahlarının hacca gitmediği doğrudur. Çünkü o kadar uzun mesafeli bir yolculuk sırasında ve Hac vazifesi sırasında taht boş kalmış olacaktı. Bu da beraberinde saray içinde zaten mevcut bulunan bazı iç çekişmeleri daha da arttırıcak ve belki de padişah daha yoldayken bile boş tahta onun varisleri yerleşip padişahlığını ilan edeceklerdi. Millet başsız ve padişahsız kalmış olacaktı. Ancak ben bazı padişahların daha şehzadeyken yani henüz padişah olmadan önce Hac vazifesini yerine getirdiklerini düşünmekteyim ama tabi ne kadar doğrudur bilemem. Araştırılabilecek bir konu...
  • Fatih / 25 Ağustos 2009 10:07

    HAC MESELESİ

    Ahmet Akgündüz’ün Bilinmeyen Osmanlı Kitabı’ndan:
    SORU: Osmanlı Padişahları neden hacca gitmemişlerdir? Genç Osman'ın öldürülmesinde hacca gitmek istemesinin rolü var mıdır?
    CEVAP: Bu soru çokça sorulmaktadır. Ancak bu sorunun cevaplandırılacağı en güzel yer, II. Osman meselesidir. Zira II. Osman'ın katli olayında bu sorunun cevabı da verilmiştir. Evvela haccın farz olmasının şartlarını özetleyelim: Müslüman olmak; akıllı olmak; ergen olmak; hac yolu için hem gıda ve hem de yol masraflarını karşılayabilecek kadar zengin olmak; haccın farz olduğunu bilmek; yol emniyeti bulunmak.
    Bu kısa izahlardan sonra, Osmanlı Padişahlarının neden hacca gitmediklerinin cevabını arayalım:
    1) İslâm Hukukuna göre, cihâd, Müslümanlar için farz-ı kifâyedir. Bu sebeple fert olarak bir Müslüman, açık bir düşman tehlikesi bulunmadığı müddetçe, farz-ı ayn olan haccı farz-ı kifâye olan cihâda tercih edebilecektir. Cihâd, fert olarak Müslümanların hac ibadetine engel olmayacaktır. Bunun tek istisnası, düşmanın bertaraf edilebilmesi için hacca gidecek Müslümanlara da ihtiyaç olmasıdır. İşte bu noktada halife ve sultânların hükmü, Müslüman fertlerden farklıdır ve onlar için cihâd yani düşmanların hücumunu bertaraf ederek Müslümanların emniyetini sağlamak ve bunun için gerekirse savaşmak, farz-ı ayndır. Hz. Peygamber'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulduğunda, sırasıyla, Allah'a ve Peygamberine iman, Allah yolunda cihad ve hacc-ı mebrûr cevabını vermiştir. Sebebi bellidir; Müslümanların canını, malını ve namusunu korumak hukukullah da denilen kamu haklarındandır; yani cemiyete ait bir ibadettir. Bazan kamu haklarından olan bir mesele, şahsî farzlardan daha ehemmiyetli hale gelmektedir. İşte burada da durum budur.
    Osmanlı Padişahlarının II. Selim'e kadar gelenlerinin tamamı, ömürlerinin yarısını Allah yolunda cihâd için seferlerde geçirmişlerdir. Üzerlerine farz-ı ayn olan ve hukukullah mahiyetinde bulunan cihâdı ve nizâm-ı âlemin devamını, şahsî farz olan hacca tercih etmeleri için, Şeyhülislâmlar fetva vermişlerdir. II. Bâyezid Amasya'da vali iken hacca gitmeye niyetlenirken, sadrazam ve diğer devlet erkânının imzası ile gönderilen mektupta, hemen gelip tahta geçmesi gerektiğini, hacca gitmeyi halka ve devleti idare etme işi olmayanlara bırakması icab ettiğini tavsiye etmişler; aksi takdirde düşmanın cesaretlenerek Müslümanlara saldırmasına sebep olacağını ikaz eylemişlerdir. Aynı şekilde ısrarla hacca gitmek isteyen ve bu niyetinin bedelini canıyla ödeyen II. Osman'a, Kayınpederi ve Şeyhülislâm olan Es'ad Efendi aynen şu fetvayı vermiş ve fıkıhtaki bu hükmü özetlemiştir: "Padişahlara hac lâzım değildir; oturup adi eylemek evlâdır. Caiz ki, bir fitne zuhur eyleye". Verilen bu fetvayı tasdik eden asrının kutbu Aziz Mahmûd HUdâyî Hazretleri de, II. Osman'ı fetvaya uyması için ciddi ikaz eylemiştir. Hatta bu meseleden dolayı Padişah'ın askeri tahrik ettiniz tarzında tahkirine hedef olan ve sonradan Şeyhülislâmlık makamına gelen Yahya Efendi'nin ifadeleri de tamamen fıkhın ölçülerine uygundur:"Padişahım! Hâşâ ki, ulema duacılarınız eşkıyayı tahrik ede. Ancak içten gelerek bu niyetinizi istemezdik. Sebebi budur ki, ecdadınız etmemişler, bu tarike gitmemişler, günahımız varsa ol kadarcadır." Nitekim halk ve asker arasında yayılan dedikoduyu özetleyen şu cümleler de meseleyi açıklamaktadır: "Nizâm-ı âlem içün padişahlar haccı terk ede-gelmiştir. Düşmanın ortaya çıkması ve düşmanların memleketi karıştırma ihtimali var iken, Memâlik-i Mahrûse'yi koyup gitmek hatadır."
    2) Bazı İslâm hukukçuları, bedeni sıhhatli olma şartını açarak, sıhhatli olsa bile tutuklu olma veya kendisini hacdan alıkoyan zâlim idareciden korkmanın da haccın edasını engelleyeceğini ifade ederken, sultân ve o manadaki devlet yetkililerinin de mahbus yani tutuklu gibi kabul edileceğini; sadece beytülmal dışında kendine ait malından haccın farz olacağını ve bu özür devam ettiği müddetçe ölünceye kadar hacca gidemeyebileceğini hükme bağlamışlardır. Günümüzdeki gibi ulaşım imkânlarının gelişmediği ve bir hac görevinin en az üç ay süreceği bir asırda, Osmanlı Padişahlarının hacca gitmeleri gerektiğini düşünmek, İslâm Hukukunu bilmemek olur. Kaldı ki, ömürlerinin yarısını cephede geçiren Padişahların, neden Mısır'a kadar cihâda gidip de hacca varmadıkları da ileri sürülemez; zira ordunun başında mücahid bir komutan olarak sefere giden padişahla, kendi şahsî ibadeti için üç ay memleketini yalnız bırakan padişah bir tutulamaz. Bunun en müşahhas misâli II. Osman'a karşı askerin ve hatta halkın duyduğu tepkidir. İslâm âlimleri, haccın şartlarından olan yol emniyetini ihlal eden Karamita grubunun isyanı sebebiyle, 326/937 tarihinden itibaren 20 yıl kadar haccın farz olmadığını, çünkü yollarda anarşi yaşanabileceğini ifade etmişlerdir. Özetle Osmanlı Padişahlarına dinen bizzat hacca gitmeleri farz olmamıştır. Ancak kendi yerlerine bedel olarak başkalarını mutlaka göndermişlerdir. Ayrıca Sultân Abdülaziz'in gizlice tebdil-i kıyafet ederek hacca gittiği söylenmektedir. Ancak elimizde bunu doğrulayacak bir vesika bulunmamaktadır.
  • aysima koca / 21 Ağustos 2009 14:53

    k.bakmayın ama burda yorum yaparkenn birz bilgilenipte yorum yapınn bu soru size sorulmadı zannederimm o yüzden size düşmez eğer yorum yapacaksanızzz hakikatleri savununn hakikatleri yazın hakikatlerden KAÇMAYINNN
  • selim han / 11 Ağustos 2009 16:12

    emanet duygusu

    osmanli padasihlarinin haca gitmedigi dogrudur.
    olaya su acidan bakmak dogru olacaktir..
    o zamanin sartlarinda haca gitmenin en hizli yolu at sirti ileydi.at sirtinda gidis donus bile aylar alacak ve hac vazifesinin yerine getirilmesi de belli bir zaman alacakti, dolayisiyla padisahlarin bu vazifeyi yerine getirmesi icin uzun bir zaman tahtin bos milletin bassiz kalmasini gerektirmekteydi..
    omurlerinin cogunu at sirtinda gecirmis allahin adini dahada uzaklara inkisaf ettirmeye kendini adamis padisahlarin bu vasifeyi yerine getirmek icin zamanlari olmamakla birlikte kendilerine verilen vazifenin ne kadar bilincinde olduklarini anlayabiliriz. iclerinde cok buyuk burukluga yol acmasina ragmen milletinin selahi icin bundan vaz gecebilecek kadar vefa ornegi gostermeleri de takdire sayandir..
  • ismail yurdakok / 29 Haziran 2009 19:57

    taht daha onemli onlar icin

    Padisahlar Allah'in emrine onem verselerdi, giderlerdi Hacc'a. Hatta tahti birakirdi, tahttan feragat ederdi, yine giderdi. Koltuk tatli geldi.. Ama ahirette bakalim nasil hesap verecekler.





Anket

Son zamanlarda belirgin olarak, belirli çevrelerce, Türk milletinin vasıflarını zedelemek amacıyla asker düşmanlığı pompalandığını düşünüyor musunuz?
  • Evet
  • Hayır