Soykırım iddialarının arkasındaki saklanan gerçekler

Soykırım iddialarının arkasındaki saklanan gerçekler

Ermeniler neden göç etmeye zorlandı? Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Popüler Tarih dergisine yayınlanan yazısı, konuyu derinlemesine inceliyor.


18 Ocak 2004 19:10
font boyutu küçülsün büyüsün


1915 Ermeni Tehciri, ihtimal dahilindeki bir isyana karşı düşünülmüş bir tedbir değildir. 1915’deki zorunlu göç kararı, fiiilen ortaya çıkan isyan ve düşman orduyla işbirliğine karşı alınan ve günün şartları içinde kaçınılmaz olan bir karardır.

1915'te, Ermeni techiri başladığında, Orta Anadolu'dan gelen demiryolu hattı, Toros dağlarının ortasında, Pozantı'da son buluyordu.        
       29 Ekim 1914’te Osmanlı İmparatorluğu, Alman-Avusturya bloku yanında savaşa girdi. Bütün Türk tarihinde, böylesine çocukça ve hayalperest bir fiil görülmez. Zira uzun Türk devlet geleneği, gerçekçi davranışlar etrafında var olabilmiştir. Zaferine inanılan cephe, yani Alman orduları, Marne’da ‘muzaffer Fransa’ tarafından durdurulmuş ve geri çekilmiştir.
       Enver Paşa’nın ordu komutanlığı ile alakası olmadığı, en seçkin kıtalarımızı Sarıkamış cephesinde perişan etmesiyle anlaşıldı. Alman Genelkurmayı’nın ikna ettiği Başkumandan Vekili, ilk anda Rus cephesine saldırmıştı. Ancak ne askerimizi sevk edecek yol (demiryolu Ankara’da bitiyordu) ne de askeri kış savaşına hazırlayacak donanım vardı.
’1915 Ermeni Tehciri, ihtimal dahilindeki bir isyana karşı düşünülmüş bir tedbir değildir. 1915’deki zorunlu göç kararı, fiiilen ortaya çıkan isyan ve düşman orduyla işbirliğine karşı alınan ve günün şartları içinde kaçınılmaz olan bir karardır.’
İLBER ORTAYLI
A.Ü. Öğretim Üyesi
       
       
       
DÜŞMANLA İŞBİRLİĞİ
       Seçkin askerlerimizi, siperlerinde bekleyen Ruslar değil, ağır kış şartları telef etti. Çekilen kolordumuzun yarattığı boşluğu doldurmak için ilerleyen Rus ordularına, Ermeni komitaları öncülük ediyordu. Bölgedeki Müslüman halka karşı çok gaddar davrandılar; katliamda bulundular. Öncü Ermeni komitalarının bu acımasızlığını bizzat Rus Genelkurmayı belirtmektedir. Olaylar niye böyle gelişiyordu?
       Taa Selçukilerin Türkiye’yi kurmalarından beri, müttefik Hıristiyan halk, Ermenilerdi. Ananeleri, mutfakları, musikileri, kaç göç anlayışları, aile düzenleri itibariyle Ermenilerin Anadolu Türkleri’nden ayırdedilmeleri çok zordu. Ama tarihte, Habeşistan (Etiopya) halkı gibi, ilk milli kiliseyi oluşturuyorlar ve dolayısıyla dinleri ve ibadetleriyle dilini koruyan bir halk sayılıyorlardı.
       19. yüzyılda Ermeniler, özellikle Yunan ayaklanması sonrası, Babıali’de, Tercüme Odası’ndaki ve Hariciye Nezareti’ndeki görevleri ele geçirdiler. Ticarette beynelmilel bir konuma yükselmişlerdi; yetişkin gençleri, çalışkanlıkları ve sanatkâr yetenekleriyle Türk devletinde resmi mimarlık, barutçuluk, Darphane Nazırlığı gibi stratejik görevleri de Ermeni seçkinleri yani âmira sınıfı yüklenmişti. Bununla birlikte, Ermeni halkı arasında, farklı bölgelere ve bilhassa farklı mezheplere mensup olmaktan ileri gelen çekişme ve gerilim, eksik değildi.
       
       
BÖLGENİN ŞARTLARI
       Yunan bağımsızlığından sonra bütün Osmanlı Hıristiyanlarını harekete geçiren bağımsızlık isteği, Ermenileri de sardı, bu kaçınılmazdı. Ne var ki Ermeni siyasi liderleri, aralarında iyi iletişim kuran, siyasi tecrübe bakımından yetişkin kadrolar değillerdi. Evvela tarihi haklarına dayanarak, nüfusça azınlıkta oldukları bir bölgede devlet kurmak istediler. Etraflarında Kürtler ve Türklerden, Arapça konuşanlardan oluşan Müslüman bir nüfus, Süryanîler ve Kaldanîler gibi dindaş ama ayrı bir dil ve kültür taşıyıcısı milletler vardı.
       Böyle bir ortamda Ermenilerin bağımsızlık mücadelelerine, Balkanlardaki Bulgar komitalarının örgütlenme biçimine benzer örgüt ve yöntemlerle girişmeleri; bölgenin Müslümanlarına karşı kanlı bir mücadele yolunu seçmeleri, tepki ve intikam hissi uyandırmıştır.
       
       
HAMİDİYE ALAYLARI
       1896 olayları neticesinde ortaya çıkan Hamidiye Alayları’nı sadece Sultan II. Abdülhamid’in bir entrikası olarak yorumlamak, doğru değildir.
       Bölgenin Kürt aşiretleri, Ermenilerin savaş isteğine aynı yöntemle cevap vermektedir. Doğuda Ermeni ve Müslüman gruplar arasındaki çatışma, bir mukateleye (boğazlaşma) dönüşmektedir.
       Mesela o dönemde ortaya çıkan Siyonist liderlerin rafine (incelikli) propoganda yöntemleri ve dünya Musevilerini Filistin’e yerleştirme çabaları gibi başarılı ve olgun bir siyasi çalışma, Ermeni lider ve siyasi örgütlerinde göze çarpmamaktadır. Ermenilerin o günden bugüne başlıca hataları, Batıdaki kamuoyunu biçimlendiren iletişim araçlarına (medya) olduğundan çok daha fazla önem vermeleri ve bu aracın nihai başarıyı tayin edeceğine olan mutlak inançlarıdır.
       
       
NEDEN TEHCİR?
       Birinci Dünya Savaşı’ndaki ilk yenilginin ardından, istilacı ordulara gösterilen silahlı Ermeni desteği, Alman Genelkurmayı’nın da ısrarlı önerileriyle tehcir (zorunlu göç) kararının alınmasına sebep oldu. Yakın zamanlara kadar, Talat Paşa’nın ‘soykırım’ emrini içeren telgrafının, doğruluğu ispatlanan bir belge olduğunu söylemek, güçtür. Tehcir kararında ordunun hareket alanını güvenceye almak ve Müslümanlarla Ermeniler arasındaki çatışmaları önlemek amacı olduğu açıktır. Kuşkusuz idare bu işlemi uygularken, aktif Ermeni militanlarıyla sivil halkın çatışmaya karışmayacak unsurlarını ayırdedemezdi. Tehcir işlemini kimi idareciler oldukça kansız biçimde gerçekleştirdi, bölgelerindeki nüfusu, öbür bölgeye aktarabildi (Tehcirin hedefi Suriye ve Mezopotamya idi).
       Bir kısım idareci, sürgün edilenlere karşı sorumsuz ve genelde beceriksizce davrandı; birçok yerde ise intikamcı unsurlar yağma ve katl olaylarına giriştiler. Ulaşımdaki imkansızlıklar da üste binince, istenmeyen olaylar zinciri karşılıklı acılar, Mütareke döneminde de sürecek karşılıklı çatışmalar, boğazlaşmalar devam etti.
       
       
TEHCİRİN ZAMANI
       1915 Ermeni Tehciri, olabilecek, yani ihtimal dahilindeki bir Ermeni isyanına karşı düşünülmüş bir tedbir değildir; bu nokta çok önemlidir. 1915 Tehciri, fiiilen ortaya çıkan isyan ve düşman orduyla işbirliğine karşı alınan ve o günün şartları içinde kaçınılmaz olan tatsız bir karardır.
       Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmeden önce, 1914 yılında büyük devletlerle bir Yeniköy antlaşması yapmıştır. Buna göre, Doğudaki altı vilayette Ermeni nüfusun yerel temsil organlarına girmesi ve bölgeyi, maaşı dahi tesbit edilen bir Norveçli Genel Vali’nin yönetmesi konusunda karara varılmıştır.
       Savaşın çıkması bu antlaşmanın yürürlüğe girmesini önledi ve savaş içindeki olaylar sonucunda, Doğu Anadolu’da böyle bir antlaşmayı yürürlüğe sokacak unsurlar da tarihten kalktı…
       
       
SOYKIRIM KAVRAMI
       ‘Genocide’ (soykırım) kavramı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra önem kazanması üzerine, Batı’da Ermeni olayları için çok kullanılıyor. Bunun nedenleri vardır.
       Yahudi soykırımının ağır suçluluğunu taşıyan Alman-Fransız çevreleri ve Macarlar gibi kavimler, özgün suçlarını yayıp paylaşacak tarihi ortaklar arıyorlar. Ermeniler ise davalarını Yahudiler ölçüsünde başarıyla kabul ettireceklerini düşünerek de bu kavrama dört elle sarılıyorlar. Ermeni tehciri ve mukataleyi ‘genocide’ olarak nitelemeyi reddeden Bernard Lewis gibi bilginleri mahkum ettiriyorlar, aynı fikirde olduğunu söyleyen Gilles Veinstein gibi Fransa’nın tanınmış bir türkoloğunu protesto ediyorlar, College de France’a seçimini engellemeye çalışıyorlar.<!---------Right Col No Wrap ---------->

Yıl 1915: Diyarbakırda yakalanan Ermeni komitacılar, silah ve bombalarıyla.
       
       
NEDEN TÜRKİYE?
       Batı Avrupa’daki çevreler, ‘genocide’ suçunun ne olduğunu biliyor ve solcusundan sağcısına, bu suçu Türkiye’ye yamıyorlar. Amaç; bazı siyasilerimizin temcit pilavı gibi tekrarladıkları, sadece siyasi, iktisadi kontrol kurmak, bölgeyi bölmek değildir. Tek başına Ermeni propoganda imkanlarının da bu kadar yaygın sonuç elde etmesi mümkün değildir.
       Bizim ülkemizde ise ne hükümet çevreleri ne milliyetçi tarihçiler, ne liberal entelektüeller ‘genocide’ kavramını yeterince tanımıyorlar. Genocide, mürur-u zamana (zamanaşımına) tabi olmayan bir suçtur. Hukuki sonuçları yanında, kültürel olarak da bir milletin hem mazisini hem de geleceğini bağlar.
’1915 olayları, tıpkı müteakip Pontus hadiseleri gibi, yanlış politikaların, gerçekçi olmayan isteklerin, dış kışkırtmaların da hızlanmasıyla yaratılmış, geliştirilmiş boğazlaşmalar, acı tarihi sayfalardır. Bunları soğukkanlı biçimde incelemek ve sağlıklı sonuçlar elde ederek, birbirine çok yakın yönleri olan iki halkın yakınlaşmalarını temin etmek icab eder.’
İLBER ORTAYLI
A.Ü.Öğretim Üyesi
       
       Sözün kısası ‘genocide’, sadece yapanı değil, onun mensup olduğu milleti de bağlar. Yahudi soykırımından dolayı benzer fikirleri savunan Martin Luther ve Protestanlık, Hitler kadar suçludur. Her şeye rağmen bugünkü Alman kuşakları da babalarının fiilini ister istemez üstünde taşımaktadır. Soykırım faaliyetlerine iştirakten dolayı sadece Vichy Hükümeti suçlu değildir. Fransız kültüründe bu işin kökleri Voltaire’e kadar gider.
       Soykırım ne devletle ne idare adamlarıyla ne de belirli bir partinin ideoloji ve fiiliyle sınırlı kalır. Bunlarla aynı kimliği paylaşan herkes ‘bunlardan biri’ olarak tavsif edilir.
       1915 olayları, tıpkı müteakip Pontus hadiseleri gibi, yanlış politikaların, gerçekçi olmayan isteklerin, dış kışkırtmaların da hızlanmasıyla yaratılmış, geliştirilmiş boğazlaşmalar, acı tarihi sayfalardır. Bunları soğukkanlı biçimde incelemek ve sağlıklı sonuçlar elde ederek, birbirine çok yakın yönleri olan iki halkın yakınlaşmalarını temin etmek icab eder. Ermenistan ve Türkiye, bir arada yaşaması ve karnını doyurması gereken iki devlettir.
       
       
SOYKIRIM NEDİR?
       Her boğazlaşma, her etnik çatışma, ‘genocide’ olarak nitelendirilemez. Reich Almanya’sının bu özgün suçu, rastgele dönemleri ve kavimleri nitelendirmek için uygun değildir ve beşeriyetin her kesimini bu suça ortaklıkla itham etmek de, sağlıklı ve adil bir değerlendirme değildir.
       Soykırım için gerekli olan önyargılar, küçümseyici ifadeler, olumsuz bir ayırımcılık (negative discrimination) Osmanlı-Türk kültüründe yoktur. Hatta Ermeniler hakkında bir takım Hıristiyan milletlerin kültüründe var olan bu gibi önyargıların onda birine, Müslümanlar ve Türkler arasında rastlanmaz. 1914’te harbe giren İmparatorluğun hükümetinde, Ermeni nazırlar vardı (bunların, savaşın ilanına karşı çok vatanperverane bir tepki göstererek, istifa ettiklerini de belirtmeliyiz).
       Hayat görüşlerini ve yaşam biçimlerini paylaşan iki kavmin arasında, ‘genocide’i uygulatacak bir münâferet (soğukluk) ortamı yoktu. Dahası, bizzat İttihat ve Terakki çevrelerinde, tehcir kararını tasvip etmeyen kimseler vardı.
       Ermenilerin tarihi gelişimleri ve ulaşacakları hedef, zamansız ve gereksiz bir harple sapmaya uğramıştır. Çoğunlukta olmadıkları bir bölgedeki gerçekleşmesi zor siyasi amaçları, diğer grupların tepkisini yaratmıştır. Harbin getirdiği ani yıkımın yarattığı panik, bu olaylar zincirini ortaya çıkartmıştır. Bunu böyle bilmeli, olayların tarihini olduğu gibi konuşmalı, yazmalı ve soykırım suçlamasını devletten önce halk olarak reddetmeliyiz.
       
       
FARKLI ERMENİ CEMAATLERİ VE AMERİKAN MİSYONERLERİ
       Bir kısım Ermeni, Haçlı seferlerinden beri Katolik inanca girmiştir. Özellikle Çukurova ve Ankara Ermenileri bu zümredendir. Katolik Ermeniler dünya görüşleri ve kültürel seçimleri itibarıyla kendilerini asıl Ermeni gruptan ayırmayı tercih etmişlerdir. Her ne kadar 19. yüzyılda bazı Katolik Ermeniler laik ulusçu bir tavırla asıl Ermeni grupla bağdaşma yolunu seçmişlerse de iki grup arasında her zaman için derin bir münâferet (soğukluk) vardı. 19. yüzyılda aslen bir Katolik rahip olan Ormanyan’ın Ortodoks gruba geçmesi ve imparatorluk tarihinde en uzun süre görev yapan Ermeni ruhani lideri olması gibi bir olay dahi istisnaidir.
       Katolikler, Milli Ermeni Kilisesi’ne yanaşmamışlardır. Cizvitlerin propogandası, hatta 18. yüzyıl sonunda Katolik propogandasına karşı çıkan Patrik Avedik’i buradan Paris’e, Bastille’e kaçıracak kadar cüretkâr davranmaları, Katolik Ermenilerin kuvvetlenmesine neden olmuştur. İmparatorlukta bilhassa 17. yüzyıl sonunda, Sivaslı Mehitar gibi bir Katolik rahibin ortaya çıkmasıyla Katolik Ermeniler, Batı kültürü ve siyasetiyle daha çok bütünleşmiştir. Belirtmek gerekir ki, Batı medeniyetini Ermenilere tanıtmakta, Ermenileri de Batıya kabul ettirmekte çok etkili olmuşlardır. Mehitarist cemaat Venedik, Viyana ve Paris gibi merkezlerde matbaa, okul ve manastırlar teşkil etmiş; Ermeniliği Batıyla bütünleştirmekte hizmet etmiş, Osmanlı Ermenileri arasında da bu gibi okulların açılmasına öncülük etmiştir. Ama Doğu’daki Ermenilerin hayatını ve siyasetini asıl etkileyen akım, Boston’dan kaynaklanan Amerikan misyoner faaliyetidir.
       Kısa zamanda Doğu bölgesinde ve Mezopotamya’da sayıları 400’ü geçen okul, yetimhane ve sanayi mektebiyle Amerikalı misyonerler; Ermeni cemaatı arasında çatışmalara da neden olan üçüncü bir mezhebin, Protestanlığın doğuşuna neden oldular. Ermeni halkının en fakir ve en eğitimsiz kesimini, yüksek eğitime hazırlamak yanında, zenaatkâr olarak da eğiten misyonerlerin yeni militan bir grubun doğuşunu hazırladıklarına hiç şüphe yoktur.
       Galiba çağdaş Ermeni diasporasını (yurt dışında yaşayan Ermeni cemaatler) yönlendiren dünya görüşü ve siyaset, bugün de bu eğitimin sonucu olarak devam etmektedir. Bu Ermeni ulusçuluğunun Osmanlı yönetimine karşı yöneliminden çok, asıl buhran, Ermeni uyruklar arasındaki mezhep ve parti çatışmalarıydı. Hınçaklar, Daşnaklar gibi sosyalizan ve milliyetçi militan gruplar dışında, Ramgavar gibi anayasacı liberal burjuvazinin yükselişini temsil eden partiler de vardı. Ama her şeye rağmen, kültürü, yaşam biçimi, siyasi meşruiyetçilik anlayışıyla, Osmanlı devletine ve İmparatorluk sistemine sadık ve bütünleşmiş Ermeni unsuru da göz önünde tutmak gerekir. İşte bu sonuncu grupla milliyetçiler arasındaki çatışma ve gerilim, Ermeni hayatını ve yakın tarihini şekillendiren bir başka unsurdur.







Bu haber 94,469 defa okundu.





Yorum ekleYorum ekle


Yorumlar (18)
  • mehmet niyazi / 1 Aralık 2011 17:38

    Falsifikasyon

    Bir kere herşeyden önce milleti sadıkaya bin yıl sonra ne olduda ihanet ettiler ?? Öncelikle doğuda örgütlü ayaklanma yapan çeteci ermeniler pakraduni olup Rus ermenilerdir..
    ittihat ve terakkinin tehcir kararını alanlar da Selanik grubudur. Bu olay gizli bir yahudi hıristiyan savaşı olmasın ?? Sen yap et sonuç Türk ve müslümanların üstüne kalsın...
    Aynen Maraş Sivas yada taksimde ki 1 Mayıs olayları gibi ... Bütün bunlar bu milletin üzerine düşman tohumu emek için düzenlenmiş provake edilmek için kurgulanmış sonuçta da klasik böl parçala yönet sistematiğidir...
  • burak / 5 Kasım 2011 13:08

    hep oyalama taktgıı

    sayın ılber ortaylı ben ermenı soykırımına ınanmıyorum osmanlı tarıhınden bellı hocam butun garımuslumlerle hep beraber yasadık hıc bır sorun olmadıgını goruyoz faka bır an geldıkı herkes ermenı soykırımı dıyor ermenı soykırımı dıyıp ermenılere aslında bız kufur etsek daha ıyı sonucta onlarında ınandıgı bır hedef var bızım gıbı ermenı adı altında bırlesen buyuk devletler her zaman kı gıbı Turkıyenın gelsmesını ıstemeyen bırlıkler bu ermenı soykırımıda olee bır arac olarak geldıı ona bakarsınız nazi katlıamı dedgımız olayda bır kac tarıhcı dıokı nazı denen kısıler yahudılerden cıkma ve yahudılerı oldurklerı ve dunyaya yahudılerın nasıl ezıldgını anlatmaktadır sızce bunlar dogrumu
  • ilknur k / 1 Temmuz 2011 02:50

    yuh

    ermeni soykırımını inkar etmek, tüm katliamları onaylamaktır. Sizin bu bakışınızdır ki, dersim'de kürtleri, 2 Temmuz'da alevileri ve aydınları, çorum'da maraş'ta insanları katlettirmiştir. Anadolu Şafak ülkesi demektir. Şafak ülkesi halklar mozaiğidir. Halkların imhası ve inkarıyla, pogramlarla, soykırımlarla, aşağılamalarla birbirine kırdırılmaya çalışılan halklar (örneğin Hrant'ın cenazesinde "hepimiz Hrantız Hepimiz Ermeniyiz" diye haykıran tüm halklar) sizi resmi ve yalan tarihinizle birlikte tarihin çöplüğüne atacaktır. Benim şüphem yok, sizin de olmasın.
  • Hasan DEMİRCİ / 18 Ocak 2011 14:45

    Tehcir değil "Sevk ve İskan"

    Ermenilerin bir sorun olması konusunda hep tehcir kanunu ifadesini kullanmaktayız. Tehcir, kelime anlamı olarak "Yurdundan çıkarma, hicret ettirme, sürme" demektir. Yani buradaki incelik şudur ki tehcir sonucunda göçe tabi tutulan kişileri yerleştirme gibi bir durum asla söz konusu değildir. Zaten bu kavramı ülkemizede sıkça kullandırtmak isteyenler yavaş yavaş bizede soykırımı kabul ettirmek isteyenlerdir. Halbuki Osmanlının 27 mayıs 1915'te çıkardığı kanunun(sevk ve iskan) göçe tabi tutulacak ermenilerin iskanınıda sağlamaktadır. Bu durumdanda tamamen Osmanlı sorumludur ve kesinliklede bir soykırım değildir. Sadece geçici bir süreliğine ermeni faaliyetlerinin etkisiz hale getirmektir. Zaten 1918 yılında geri dönüş kanununu çıkarılarak bu ermenilerin bazıları tekrar ülkeye geri gelmiştir. Sonuç olarak tehcir kavramının kullanılması tamamen yanlıştır.
  • esra ulu / 27 Ekim 2010 13:53

    fatih sultan mehmet

    osmalıyı yeniden yaşatmak kitabınızda yer vermişsiniz çok beğendik orada geçen bir kısım ilgimi çekti papa istanbulun fethinden sonra fatihe gönderdiği mektupta ona hristiyan olmasını böyle bir takdirde dünyanın hakimi olacağını belirtiyor fatihin bunu yapmaması çok güzel bir davranış sizinde bunu bize aktarmanız çok güzel bize bu tür bilgilei aktardığınız için teşekkür ederiz
  • musa çiçek / 16 Nisan 2010 14:02

    TÜRK MİLLETİ

    Onur duyulacak bir geçmişe sahip olan bir milletin evlatlarıyız. İtalyan Oryantalist Anna ne diyor “Türk milletinin haline şaşırıyorum. İçi altın dolu bir sandıkları var. Fakat bu kıymetten habersiz sandığın üzerine oturup dilenen insanlara benziyorlar.” Çok doğru bir teşhis yapmış Anna Mesela.bazı siyasetçiler elindengelseler soykırım yaptık diyecekler tek şuçu CEDDİMİZ OSMALNLININ HERKESE İNSAN GİBİ DAVRANMASI ama abd başkanı soykırım diyecek mi demiyecek mi nederde desin efendim boynumuzda kılıç gibi tutuotlar vururuz ha vurda bitsin başbakan afra tafra yapıyor tıbış tıbışabd gidiyor muhalette ses çıkarmıyor M.AKİF in söyledigi gibi HAKKA TAPAN MİLLETİMİNDİR İSTİKLAL!!!
  • bahar ağbaba / 11 Mart 2010 14:30

    soykırım iddalarına karşı neden ülkemiz sessiz kalıyo

    ermenistanda türkler soykırım yapmadı diye düşünenler cezalandırılıyor o kadar büyük tepkiler ve yargılamalar yapılıyor , bizim ülkemizde ise bu suçlamayı kabul etmemekten başka birşey yapılmıyo sessiz kalınıyo çoğu zaman sizce sessiz kalarak hiçbirşey yapmayarak yapılan bu haksız suçlamayı kabul etmiyormuyuz?
  • BAHADIR TEMUR / 23 Eylül 2009 15:00

    RESİMLERDE DAĞ GİBİ YIĞILAN SİLAHLARLA SİZCE ERMENİ MİLİSLERİ NE YAPTI

    Dağılan Devlet-i ' Aliyyenin tebasından olanlar Ermeniler
    dahil olmak üzere birçok devlet kurdu . Ermeniler'de
    bağımsız Ermenistan olarak Sovyet Rusya dağılınca
    ortaya çıktı .... o zamana kadar Ermenilerin hakkını kim
    gaspetmiş... Türkiye'mi 1917 den bu tarafa ermeniler neredeydi ? Ermeni sorunu neyin nesidir bence şudur
    Emperyalist devletlerin elan uygulamada tuttukları böl
    parçala yönet politikasının soncudur .....ordan arta kalan
    Ermenistanın psikolojik tatmin politikasıdır pitmez tükenmez haksız toprak büyütme politikasıdır yani Ermeni meselelsi ermenilerin kendinden menkul sorununudur ....
  • avrasya özüm / 17 Nisan 2009 18:39

    hocalı soykırımı

    İlber Bey,lütfen bugün ermenistan denen devletin nasıl KURDURULDUĞUNU anlatın,bu bölge tarihi REVAN TÜRK HANLIĞIDIR ve Sovyet işgaline kadar da Türklerin ezici çoğunlukta olduğu kadim bir Türk yurdu idi.Acaba 1870den 1920lere kadar ne denli büyük bir katliam ve soykırım yaptı ki ermeniler Azerbaycan Türklerine bugün o bölge azerbaycan diye anılıyor,biz Türk topraklarına daha kaç tane Ermeni devleti kurulmasına müsade edeceğiz?Ermeniler Hocalıda yüzlerce Türkü katledeli daha 20 yıl geçmedi,yeter artık Türk insanı biraz bilinçlensin vatanına sahip çıksın bugün ırak'ta krt devletini de aynı güçler kuruyor ve Türkmen soydaşlarımızı yok ediyorlar.
  • erkanarikan / 14 Ocak 2009 15:10

    kime soykırım

    ilber bey.cahiligimi bagışlayın ama sizinde benden pek bir farkınız yok dusuncesine kapılmak istemiyorum.bu soykırım ifadelerinin hepsinin çıkış noktasına insek sizce nasıl olur.atlamadan veya eksiksiz.ermenilerin planlarını veya yahudilere soykırım yapan yahudileri anlatsak.theodar amcayı açsak biraz.hitleri aklasak...
  • Mustafa Özdemir / 19 Aralık 2008 00:49

    Ermenilerden özür dilemek

    Sayın hocam Prf Dr İlber Ortaylı 1915 yılında yaşandığı iddia edilen olaylar ile ilgili "Özür dileme" kampanmyası konusundaki görüşlerinizi merak ediyorum . Teşekkür ederim.
  • ABDULLAH YILMAZ / 18 Aralık 2008 18:56

    NEDEN?

    PEKİ HOCAM ERMENİLERİ ES GEÇİYORUM ARŞİVLERİMİZ AÇIK YAZILI TARİHE GEREK YOK YAŞAYAN TARİHLERİMİZ VE İNSANLARIMIZ VAR BU KADAR İSPATA RAĞMEN,BU AB VE DİĞER SOYKIRIM YALTAKÇILARIN PİŞKİNLİĞİ NEDEN?ARALARINDAKİ DİNSEL BAĞ BU KADAR ETKİLEYİCİ OLABİLİRMİ? VE HALA BİZ BİRİLERİNE BİRŞEYLERİ İSPATLAMAYA ÇALIŞMALIMIYIZ?
  • kırımlı nogay / 9 Kasım 2008 10:06

    nogaylara kırımlılara sokırım

    sevgili hocam nogay türklerine yapılan soykırımdan bahseden kimse yok .esas soykırım varsa kırım nogay türklerine yapılmıştır.
  • sadrettin akpınar / 1 Ekim 2008 23:44

    sözde ermeni soykırımı

    sevgili hocam sözde ermeni soykırımını daha öncelerde bir cok kez duydum fakat tam hakkıyla öğrenemedim yazdığınız bu yazı sayesinde birçok bilgi sahibi oldum çok güzel olmuş inşallah hocamız yani sizin eski talebeniz celil bozkurt ile birlikte sözde soykırımın olduğu yerlere gidip görerek öğreneceyiz sizleri bursa sbl ye bekliyoruz
  • Ömer Turan / 12 Eylül 2008 11:28

    Soykırım koca bir emperyalist yalınıdır.

    Osmanlının uzun tarihine bakıldığında sınırları içinde ve dışında bulunan hiç bir millete etnik bir kıyım yaptığıni görmemiz mümkün değildir.Osmanlı ermenileri Balkanlardaki bağımsızlık hareketlerinden yola çıkarak emperyalist batı devletlerinin kışkırtmalarıyla 1915'ten çok çok önce kanlı eylemlere giriştiler.1.Dünya savaşının başlamasıyla istedikleri kaos ortamı yartılmış oldu.Büyük çoğunluğu Doğu illerindeki ermeniler son çare olarak İmparatorluğun başka bölgelerine götürüldüler.Yani yer değiştirildiler.Gelişmeleri zaten herkes biliyor uzun uzun yazmaya yok.Bu tür bir hareketi 2. Dünya savaşında Amerikalılar casusluk hareketlerinde bulunma ihtimallerine karşı Japon asıllı Amerikalılarada yapmışlardır.
    Soykırım görmek isteyenler batı tarihine bakmalıdır.İsponyol ve Portekizlilerin maya aztek ve inka medeniyetlerini yok etmeleri.Amerikalıların Amerikan yerlilerini yavaş yavaş yokermeleri.Kara kıta Afrika insanlarının köleleştirlmeleri vesaire vesaire.Osmanlı hakimiyetindeki coğrafyadaki farklı ırk ve dindeki insanlar çok uzun yüzyıllar barış ve huzur için de yaşamışlardır.Osmanlıdan sonraki Balkanlar ve Ortadoğunun hali ortadadır.
  • baykan duran / 28 Ağustos 2008 15:03

    kimler kırıldı

    söğütteyken problem yoktu bursa alındı edirne derken istanbul koskaca roma imparatorluğu kırıldı... derken mısır mezopatamya arabistan afrikanın büyük bir kısmı kırıldı... bulgaristan yunanistan derken sırbıstan hepsi ve soyları kırıldı... hadi canım sizde ermenistan da dahil olmak üzere kaç tane soydan kaç ülke çıkmış çok değil osmanlının bitişi baksınlar tarihe osmanlının gidişinden sonra kaç soysuz biz ulus milletiz diye sınırlar çizdi marşları bile var hatta devlet diye ortalıkta dolaşıyor...
  • Timur etkiner / 23 Şubat 2008 22:03

    soykırım!

    En derin kırılma,Ermeni örgütlerinin 1915 te Rusyanın yanında yer alamaları olmuştur.Düşünün,ülke varoluş ile tükeniş arasındaki son noktadayken,bu ihanetle karşılaşıyor!Bu bile ,hiç bir ülke insanının asla kabul etmeyeceği bir ihanettir.Ve hiç bir milletin yapmadığı,hoşgörüyü yine Türk milleti göstermiştir.Bulgarların yaptıklarını yani,eyalet nüfusunun yüzde 45 ni oluşturan çoğunluk Türkleri ,kırarak veya kaçırarak milli bir devlet kurmayı başaran Bulgarları örnek almaya ve batıdan destek ile amaçlarına ulaşma düşüncesinden cesaret ve örnek almıştır Ermeni örgütleri!
    İlk ayaklanma,temmuz 1892 de,Hınçak bildirisi sonucu ile başlamıştır herşey!1905 te Padişaha bile yüz kiloluk bomba ile suikast yapma derecesine kadar varmıştı iş! Osmanlı bankası basılmış,sokakta suçsuz insanlar katletmişlerdir Ermeni çeteleri!
    Sonuçta,Avrupa devreye girmiş,gemisiyle bu teröristleri götürmiştür! Bu yazılanlar hep belgelidir.Peki Avrupaya neden buna benzer binlerce belge ile bir tanıtım atağı yapılamazki? tamam,avrupa ikiyüzlü veya taraflı,ama,bizde böyle içe dönük mazlum olamayızki?

  • kübra günay / 8 Şubat 2008 22:24

    soykirim iddasi ve görülmek istenmeyen gerçekler

    türk insaninin duyarsızlığı karşısında bu gerçekler beni küçük yaşımda etkiledi...yazınızı okudum...sizin takipçinizim.okuduğum yazılardan tek fark,cümlelerinizin açik olmasi kendinizden emin belkide deneyiminiz....yazinizi herkesin okumasini isterdim.ne yazik ki günümüz gençliği ilgisiz,duyarsız..ben 18 yaşindayım.yazım basit ve karışık biliyorum.çok heyecanlym ve komşunun bilgisayarı o yüzden acele yazıyorum...anlatmak istediğm çok şey var aslında...sizin hayranızım.bende tarihçi olmak istiyorum.sözde ermeni soykırımı üzerinde çalışma yapmak istiyorum...yazim pek iyi olmadı mazur görün lütfen.başarılar...





Anket

Son zamanlarda belirgin olarak, belirli çevrelerce, Türk milletinin vasıflarını zedelemek amacıyla asker düşmanlığı pompalandığını düşünüyor musunuz?
  • Evet
  • Hayır